Dizi

Black Mirror Yeni Sezonunda Distopyayı Bırakıyor, Duygulara Yöneliyor

Charlie Brooker, karanlık ve çarpıcı anlatımıyla hafızalara kazınan Black Mirror dizisinin yeni sezonunda yönünü değiştiriyor. Teknoloji distopyalarının ötesine geçen yedinci sezonda Brooker, izleyiciyi daha duygusal, nostaljik ve empatik bir yolculuğa davet ediyor. “Her şey kötüye gidecek” mottosunun yerini, bu kez sorgulayan, bazen umutlu bazen içe dönük hikâyeler alıyor.

Zamanda Yolculuk ve Kaybolan Anılar

Yeni sezon, teknolojinin anıların canlandırılması ve geçmişe dönüş gibi duygusal yönlerine odaklanıyor. “Plaything” bölümü Brooker’ın oyun gazeteciliği yıllarına gönderme yaparken, “Eulogy” adlı bölümde Paul Giamatti karakteri eski fotoğrafların içine girerek geçmişiyle yüzleşiyor. “Bête Noire” ise çikolata ustası bir kadının gençlik hatalarıyla yüzleşmesini anlatan bir psikolojik gerilim. “Hotel Reverie” ise 1940’ların bir yıldızının, yapay zekâ destekli bir romantik filmde Issa Rae’nin canlandırdığı modern bir oyuncuya aşık olmasını konu alıyor.

Brooker, “Artık geçmişim, geleceğimden daha uzun,” diyerek sezona hakim olan duygusal tonun altını çiziyor.

USS Callister Geri Döndü: Ama Bu Sefer Daha Tehlikeli

İlk kez 2017’de yayınlanan USS Callister bölümü büyük ses getirmişti. Jesse Plemons’un canlandırdığı karakterin klonlanmış iş arkadaşlarını bir video oyunu evrenine hapsettiği bu distopik bölümün devamı, “USS Callister: Into Infinity” adıyla geri dönüyor.

Ancak bu evrende artık her şey daha karanlık. Klonlar hayatta kalmak için savaşmak zorunda. Oyunda diğer oyuncular onları acımasızca öldürebilirken, onlar gerçekten acı çekiyor. Cristin Milioti ve Jimmi Simpson, rollerine geri dönüyor. Simpson’ın açıklaması: “Bu evrende bir palyaço gibiyim, ama Charlie için her şeye varım.”

Teknoloji Eleştirisi Değil, İnsanlık Sorgusu

Brooker, dizinin her zaman teknolojiye karşı değil, insanların teknolojiyle ne yaptığına dair bir eleştiri sunduğunu vurguluyor. “Teknoloji nötrdür,” diyen Brooker, “Sorun, onu nasıl kullandığımızda.”

Yeni sezonda dikkat çeken bir başka bölüm olan “Common People”, özel sağlık sistemine yönelik bir alegori sunuyor. Chris O’Dowd’un canlandırdığı karakter, eşini kurtarmak için devrimsel ama pahalı bir tedaviye başvuruyor. Sonuç ise iflas ve reklam bombardımanına dönüşen bir hayat.

Çocuklar, Algoritmalar ve Endişeler

Brooker, teknolojinin çocukları üzerindeki etkisinden de endişeli. Kendi çocuklarının YouTube algoritmalarının etkisine ne kadar açık olduğunu gözlemliyor ve “Skibidi Toilet onların pop müziği oldu,” diyerek durumu esprili bir dille aktarıyor.

Oğlunun bir gün “Black Mirror bir adamın bir domuza aşık olduğu dizi mi?” sorusu ise Brooker’ın yarattığı dizinin ne kadar etki bıraktığını gösteriyor.

Bunları da beğenebilirsiniz.

Dizi

Settar Tanrıöğen Sağlığına Kavuştu: Bir Yıl Sonra “Kızıl Goncalar” Dizisiyle Dönüyor

Beyin kanaması sonrası sağlığına kavuşan usta oyuncu Settar Tanrıöğen, bir yıl aranın ardından "Kızıl Goncalar" dizisiyle setlere dönüyor.
Dizi

Özge Özacar, Görkem Karakteriyle Yanarak Vedalaşıyor

Kızılcık Şerbeti’nde Özge Özacar’ın canlandırdığı Görkem karakteri, diziden yanarak ayrılıyor.